POYRALI KÖYÜ WEB SİTESİ
  Poyralı ve TarihiImage Hosted by ImageShack.us
 

                              *KURULUŞU
      1877–1878 Rus-Türk Savaşı sonrası başlayan göç; Plevne’nin Lofça kazasının Ogarçin mahallesini de köyün bu gün bulunduğu yere getirmişti. Öküz arabalarını tenteleyerek, önemli eşya ve yiyeceklerini arabalarına yükleyerek Lofça’dan ayrılmışlardı. 60 araba ve aile idiler. Rus topçusunun sivil halka top atışları ile büyük zayiat verdirmesi ve sonraki yıllarda Bulgar Prensliği kurdurmak suretiyle esareti dayanılmaz hale getirmesi göçün başlıca nedeni idi.
      1877’ de göç kararını veren 60 aile İstanbul Boğazı’nı (suyun ötesine) geçmek, uygun buldukları bir yere yerleşmek üzere meşakkatlı bir yolculuğa çıktılar.
      1891 yılına dek çeşitli yerlerde konaklayarak göçebe yaşamı sürdürdüler. Kırklareli’ye geldiklerinde artık yorgundular. Buralarda yerleşecek yer istediler. Kızılcıkdere’nin bulunduğu yer kendilerine gösterildi. Ama su bulunmamasını beğenmeyerek yola devam ettiler.
       Bir gecenin beyazlığında ormanlık içinde bir dere kenarına vardılar. Kar arabalarının yürümesine izin vermiyordu. Bir kışı geçirdikleri Şıpka’yı anımsadılar. Zorunlu konaklamaya karar verdileri. Sabahleyin bir kısmı yaya olarak dereyi takiben güneye, bir kısmı da kuzeye doğru geziye çıktılar. Tozaklı’nın iki yıl önce kurulmuş bir göçmen köyü olduğunu güneye gidenler öğrendi. Kuzeye gidenler de Kaynaklar’ı gördü ve oraya yerleşmeyi uygun buldular. Kaynaklar’da kışın etkisi geçinceye kadar iki ayı aşkın bir süre kaldılar.
       Köyün ilk doğumu Kaynaklar’da oldu. Adı Fazlı konuldu. Kar kalkınca bu gün köyün bulunduğu yere gelip yerleşim yerlerini belirlediler. Evlerini, ahırlarını yapmaya, icar ya da mallığına tarla alıp yaşamlarını düzene sokmaya başladılar.
        Köyün doğal yapısı; güney ve batısı tarla, şosenin kuzey tarafı ve köyün doğusu meşelikti. Bu yerleşimi Pınarhisar’ın Rum ve Bulgar halkı, İslambeyli’nin Bulgar halkı ve Soğucak’ın Rum halkı istemiyordu. Tacizler başladı.
        Ancak bu yeni köylülere Pınarhisar ve Akören’deki Türk ağaları destek vaat etti. Tuna boyunun fizikli insanları mücadele ederek bu rakiplerini yıldırdılar. Kurdukları köyün hudutlarını iki yıl içinde belirleyip hudutları içindeki tarlaları Rumlardan satın aldılar. Bir kısmı da ormandan açmalar yaptı. 1927 yılı Poyralı hududunun aslı 1905 yılında yapılmıştı.
        Böylece Poyralı Köyünün kuruluşu tamamlandı. Bulgaristan’dan göçler devam ettiğinden 4 yıl içinde köye 31 aile daha gelir. Bu gelenlerin çoğu Becanova’dandır.
        Adı derenin adına çağrılı olarak Poyralı oldu. Taşıma ve ulaşımın bu yörede araba ile sağlandığı yıllarda at arabasının en dayanıklı “poyra”ları bu derenin boyundaki karaağaçlardan yapılırmış. Rivayete göre dere ve köy, adını buradan alıyor.
 
 
        Köyün adı ile ilgili başka rivayetler de vardır. Bunlardan birincisi köyün yıl boyunca Poyraz rüzgârlarına açık olması, diğeri de Poy adı verilen kokulu bitkinin çayırlarda bolca yetişmesidir.

          *GENEL BİLGİLER VE KÖYÜN GELİŞİMİ
     
  442 Sayılı Köy Kanunu içinde kalarak hizmette çok başarılı olmanın güçlüğüne karşın köyümüzde köylünün devlete öncülük ettiği birçok işler yapılmıştır. 1965 yılında cami ve minare onarımı malzeme ve emek olarak köylümüz gerçekleştirdi. 1969 yılında yapılan içme suyu şebekesi için, borular ve çeşmeler için kullanılan çimento dışında tüm çalışma köylülerimiz tarafından imece usulüyle yapıldı. İlkokulumuz, muhtarlık binamız, dükkânlarımız köylümüzün katkı ve emeği, devletin desteği ile ortaya çıkan eserler olmuştur. 2005 yılı yazında yapılan kanalizasyon ve karayollarının düzenlemesi olan üçgen de aynı anlayış ile yapılan hizmetlerdendir.
    Bir de unutulmayan hizmetlerin unutulmayan sahipleri var. Örneğin köyümüze dışarıdan bakıldığında günün mimarisinden farklı iki bina göze çarpar. Biri cami, diğeri İlkokul; 1915–1917 yılları arasında Pınarhisar Kaymakamı, Arap Kaymakam’da denilen saygın zat; Sadullah KOLOĞLU, Rum usta ve kalfalarla, yaşlı ve gençlerin işçiliğini birleştirerek, gerekli malzemeleri temin ederek yaptırır bu binaları.
   Yörede birçok eseriyle tanınan bu ismi, saygıdeğer insanları unutmadık, unutmayacağız.
 
 
   Yakın geçmişini özetlemeye çalıştığımız köyümüzde yerleşik düzenin çok eskilere dayandığı konusunda birçok ipucu bulunmaktadır. Bu günkü Poyralı ilk çağlarda köye 2 kilometre uzaklıkta ve kuzey yönünde bulunan, bu gün halkın Kaynaklar Mevkii diye adlandırdığı bölgede kurulmuştur. Günümüzde Parpara Geçidi olarak anılmakta ve Helence’de “Parparların Yeri” anlamına gelmektedir. Parpara sözcüğü ise Helence’de “Ulu Su” anlamına gelmektedir ki, Kaynakların Parpara ile yakın ilgi ve ilintisi bulunmaktadır. Bir başka bilgiye göre de Parpara; “Koca Su Pınarı Yöresi” anlamına gelmektedir. Bütün bunlar ilk Poyralı’nın Kaynaklar Mevkii’nde M.Ö.1200 veya 1000 yıllarında Parparalılar adını taşıyan bir kavim tarafından kurulduğunu göstermektedir. Köyün adı mitolojide Şafak Tanrısı Eros’un oğlu Boreas’ın (Bora=Poyraz) Trakya’daki yeri olarak geçmektedir. (Kaynak: Nazif Karaçam – Efsaneden Gerçeğe Kırklareli- Kırklareli Belediyesi Yayınları) Öte yandan köy hudutları içinde ve Balkan Harbi’nden kaldığı anlaşılan toplu mezarların şehitlerimize ait olduğu belirlenmiş ve bunlar köy mezarlığına taşınmıştır. Yine yöremizde bulunan ve eski dönemlere ait birkaç mağara bu gün içleri taşlarla doldurulmuş olarak bulunmaktadır.
(Kaynak:Poyralı Çevre ve Kültür Şenliği için basılan kitapçıktır. Güncelleme Ziya Gökerküçük tarafından yapılmıştır.)


*Balkan Savaşı
        Köy 9 yıl içinde Türk kimliğini çevredeki Rum ve Bulgarlara göstermek ve üstünlüğünü her alanda kabul ettirmek için özen göstermiştir. Değirmeni, aba-uçkur-ferace-gömlek-torba-kilim-yorgan-döşek dokumacılığı, düğünlerinde at koşusu, güreş, gençlik koşuları gibi yarışmalarla çevre Türk köylerinde etkinliklerine örnek teşkil etmiştir. Köyde tam bir huzur, birlik ve dayanışma vardır.
          Yıl 1912. Nisan ayları sonları. Mısırlar ekilmiş, kazılmış, buğday hasadına hazırlanırken Bulgarlar Pınarhisar’ı almış ve derenin batı yamaçlarında mevzilenmiş. Derenin karşı tepeleri de Türk askeri. Köy bu aşamada yine göç etmek zorunda kalır. Yine arabalara yiyecek ve giyecekler konur.
          İlk durak İstanbul. Orada bir süre kalınıp Anadolu’ya geçilir. Herkes dağılıyor. Adapazarı, Eskişehir, Çorum, İnebolu ve Kütahya çoğunlukla gidilen yerler. Bulgarlar köyde her şeyi yağmalıyorlar. Balkan Savaşı’nın en kanlı boğuşması köyün hudutları içinde oluyor.
          Bulgarlar geri çekilmek zorunda kalınca göç edenlerin büyük bir bölümü köye dönüyor. Yıkılanlar onarılıyor. Yağmalanan hayvanlar çevredeki Rum ve Bulgarlardan geri alınıyor. Bir iki yıl içinde işler yeniden düzene giriyor.
 
*Birinci Dünya Savaşı
      Yıl 1914. Savaşa katılmanın ilk istemi seferberlik. Eli silah tutan askere alınacaktır. Köyün erkekleri Galiçya, Suriye ve Yemen’e gönderildi. Köyde ihtiyarlar, kadınlar ve çocuklar yaşam savaşı sürdürürler. Izdıraplı, korkulu yıllardır.
 
*Kurtuluş Savaşı
     30 Ekim 1918’ deki Mondros Anlaşması ile tüm Trakya’da galip devletler hâkimiyet kurmak için teşebbüse geçtiler. Köyümüz bu cümleden yoğun trafiğin merkezi oldu. Doğal ve coğrafi durumu gereği. Sevr Anlaşması’nın Trakya’yı Yunanlılara vermesi ile 10 Ağustos 1920’ den itibaren işgale uğradık.
       8 Kasım 1922 sabahı güneş doğarken, Vize yolundan köye giren Türk kuvvetlerinin gelişine değin Yunan işgalinin zulümleri yaşandı. Bu iki yılı aşkın döneme köylümüz “Yunan Devri” demektedir. Seferberlik nedeniyle eli silah tutanlar cephede idi. Köyde ihtiyar, kadın ve çocuklar vardı. Sabahları yoklama yapmak için köylü okula, camiye toplanıp yaşlı erkeklere işkence yapılıyor, sakat bırakılanlar, işkence sonrası ölenler oluyordu.
        Geceleri evlere baskınlar düzenlenip para ve silah aranıyor, “yok” diyenlere işkenceler uygulanıyor, yaşlılar bacalık zincirlere ters asılarak yakılıyordu. Hatta gece evlerinden alına üç genç Molla Mehmet Köprüsü’nden atılarak öldürülmüştü.
        Bu gençlerin mezarları bugünkü Poyralı Şehitliği’nde bulunmaktadır. Bu baskılar, ihtiyarlarımızı, kadınlarımızı, 15–18 yaşlarındaki delikanlılarımızı, geceleri toplu halde bulunmak ve ateş yakarak korunmayı düşündürtmüş ve bunlar da yaşama geçirilmişti.
       Baskılar iyice artınca Kazan Köyü’ne gidilmiş, bu köy iki ayı aşkın bir süre köylümüze yiyecek ve yatacak yer sağlamıştır.
 
        12 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi’nden sonra köyüne tekrar dönen köylümüz, her şeyinin yağmalandığını bir kez daha görmüştür. Birinci Dünya Savaşı sırasında tüm yurtta oluşturulan Halk Cemiyetleri Trakya’da da “Trakya Müdafa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında kuruldu ve Yunan işgali boyunca insanlarımızın nefes alabilmesine yaradı. Bu cemiyet üyeleri işgalin kalkmasından önce uyguladıkları vur-kaç taktiği ile düşmana epeyce zayiat verdirmişti. Bu esaretli yıllarda Yunanlılar tarafından Miloz’a götürülen köylülerimizden bir kısmı maalesef geri dönemedi.
(Kaynak:Poyralı Çevre ve Kültür Şenliği için basılan kitapçıktır. Güncelleme Ziya Gökerküçük tarafından yapılmıştır.)

*Cumhuriyet Dönemi
      Esaret bitmişti. Ama yoksulluk, cehalet ortalıkta idi. Yeni Kemalist devrimlerle insanlarımızda gelişme, değişme süreci de başladı. Arapça yerine Türkçe eğitime geçildi. Vergiden adalete, giyim kuşama değin her şey değişmişti. Özkaynaklara dayalı üretim, sanayileşme, ulaşım, taşımacılık, sağlık gibi bütün alanlarda yenileşme ve gelişmenin tohumları yeşermeye başlamıştı. Seçme ve seçilme hakkı verilip, laik ilkeler hayata geçirilirken, tekkeler, zaviyeler, sübyanokulları kaldırıldı. Hurafelerin yaşam alanının yok edilmesiyle köyümüzde de değişimler başladı ve okuma-yazma yönünde uğraşlar çoğaldı.
     Atatürk’ün ölümünden sonra İsmet İnönü döneminde İkinci Dünya Savaşı’na Türkiye katılmadı. İnsanlarımız ölmedi, evlerimiz yıkılmadı bu kez ama vatanımızın hudutlarına dayanan savaş nedeniyle bütün ülkeden olduğu gibi köyümüzden de çok insan askere alındı. Askerlik süreleri uzatıldı, üretim azaldı ve tüketim arttı. 1941 yılında köyümüz bir tümene ev sahipliği yaptı ve evlerimizi, ahırlarımızı onlarla paylaştık. 1945 yılında savaş bitinceye kadar halkımız sıkıntılı, korkulu ve yoksul yıllar geçirdi.
    1945 yılında başlayan okul seferberliği köyümüzün aslında çok zayıf olan ekonomik gücünü daha da zayıflattı. Hele varsıllar ve yoksullar arasındaki eşitsizlikler, bu olumlu ve gerekli oluşuma zarar verdi. Savaş yıllarında köylüden Öşür Vergisi alınması ile başlayan hoşnutsuzluk, köyümüzde de yönetime güveni zayıflattı.

 

 

    Cumhuriyet kurulduktan sonra muhtarlık seçimleri iki yıllık olarak yapılmış 1946 yılında 4 yıla çıkarılmıştı. Cumhuriyetten 1946 yılına kadar Ahmet Sarıoğlu 18, Mustafa Sarıoğlu ve Niyazi Güner de ikişer yıl muhtarlık yaptılar. 1946 dan itibaren ilk dört yıl muhtarlığı Hasan Günerbüyük kazandı. Çok partili 1950 sonrası ise Hasan Arık, Mehmet Bayraktar ve Mehmet Sevinç 1954 e, İsa Bayraktar ise 1960 a kadar muhtarlık yaptılar. 27 Mayıs 1960 ihtilali’nden sonra öğretmenler atama ile muhtar oldular. Mustafa Gültekin ve Bayram Şahintürk öğretmenlerin ısrarlı görevi bırakma istekleri nedeniyle, İbrahim Çolak ve Fikret Sarıoğlu’ da atama ile 1965 yılına kadar muhtarlık görevini yaptılar. 1965 yılında muhtarlığa tekrar seçilen Fikret Sarıoğlu ve ardından Ahmet Karakulak 1969 a kadar bu görevi sürdürdüler. 1969 – 1973 yılları arasında Fikret Sarıoğlu, 1973 – 1977 arasında Ahmet Günay, 1977 den 1984 e kadar Mustafa Kayacık (görev süresi 12 Eylül sonrası uzatıldı), 1984 yılında da tekrar Ahmet Günay muhtar oldular. Artık muhtarlık seçimleri beş yılda bire çıkarılmıştı ve 1989, 1994, 1999 seçimlerini Ahmet Sarıoğlu kazandı. 2004 seçimlerini kazanan Hüseyin Esen 2005 yılı son günü vefat edince görevi vekâleten Bircan Çakır devraldı. 6 Haziran 2006 günü yapılan ara seçimde Cemile ESEN diğer aday Ahmet Sarıoğlu’na karşı 72 oy fazlalığıyla seçimi kazanarak köyün, Kırklareli ilinin ve hatta Trakya’nın ilk kadın muhtarlığını kazandı.
(Kaynak:Poyralı Çevre ve Kültür Şenliği için basılan kitapçıktır. Güncelleme Ziya Gökerküçük tarafından yapılmıştır.)










 
   
 
  Sitemizi şu ana kadar: 131524 ziyaretçi (375004 klik) kez sayfaları görüntülemiştir.!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=